26 - Şairler

 
26:0 Zarif, Şefkatli TANRI'nın İsmiyle,

 
26:1 T(9)S(60)M(40) <> 109

 
26:2 Bunlar (harfler), açıklayıcı kitabın işaretleridir.

 
26:3 İnanmıyorlar diye kendini kahrediyor olabilirsin.

 
26:4 Dilesek onların üzerine gökten bir işaret indiririz de ona boyun eğip kalırlar.

 
26:5 Her ne zaman Zarif’ten kendilerine yeni bir mesaj gelse, mutlaka ondan yüz çevirirler.

 
26:6 Yalanladıkları için, eğlenceye aldıkları şeylerin haberleri kendilerine ulaşacaktır.

 
26:7 Yeryüzüne bakmazlar mı, onda değişik türden nice güzel bitkiler bitirmişiz.

 
26:8 Bunda bir işaret vardır. Ama çokları inanacak değildir.

 
26:9 Kuşkusuz senin Efendin Güçlüdür, Şefkatli’dir.

 
26:10 Bir zamanlar Efendin Musa'ya seslenmişti: "O zalim topluma git."

 
26:11 "Firavunun halkına... Dinleyip düzelmeyecekler mi?"

 
26:12 Dedi ki, "Efendim, onların beni yalanlamalarından korkuyorum."

 
26:13 "Göğsüm daralıyor, dilim açılmıyor; kardeşim Harun'u gönder."

 
26:14 "Ayrıca, onların yanında suçlu biriyim. Korkarım ki beni öldürsünler."

 
26:15 Dedi ki, "Hayır, siz ikiniz işaretlerimizle gidin. Biz, sizinle birlikteyiz; dinliyoruz."

 
26:16 "İkiniz Firavun'a varıp deyin ki, ‘Biz Evrenlerin Efendisi'nin elçileriyiz.'"

 
26:17 "İsrailoğullarını bizimle birlikte gönder."

 
26:18 Dedi ki, "Biz seni daha bebekken alıp yetiştirmedik mi ve hayatının nice yıllarını aramızda geçirmedin mi?"

 
26:19 "Sonunda yapacağını yaptın. Sen nankör birisin."

 
26:20 Dedi ki, "O işi yaptığım zaman yanlış yoldaydım."

 
26:21 "Sonra, sizden korktuğum için sizden kaçtım ve Efendim bana bilgelik verip beni elçilikle görevlendirdi."

 
26:22 "Başıma kaktığın bu iyilik de, İsrailoğullarını köleleştirmen yüzündendir!"

 
26:23 Firavun, "Evrenlerin Efendisi de ne demek?" dedi.

 
26:24 Dedi ki, "Kesinlikle inanacaksanız; O, göklerin, yerin ve aralarındakilerin Efendisidir."

 
26:25 Etrafındakilere dönerek, "İşitiyor musunuz?" dedi.

 
26:26 Dedi ki, "Sizin Efendiniz ve önceki atalarınızın Efendisidir."

 
26:27 Dedi ki, "Size gönderilen elçi, kesinlikle bir deli."

 
26:28 Dedi ki, "Aklınızı kullanıyorsanız, O doğunun, batının ve aralarındakilerin de Efendisidir."

 
26:29 Dedi ki, "Benden başka bir tanrı (otorite) edinirsen seni hapis cezasına çarpacağım."

 
26:30 Dedi ki, "Size apaçık bir şey getirmiş olsam da mı?"

 
26:31 Dedi ki, "Doğru sözlüysen getir bakalım onu."

 
26:32 Değneğini atınca apaçık bir yılan oluverdi.

 
26:33 Elini çıkarınca bakanlara bembeyaz görünüverdi.

 
26:34 Çevresindeki ileri gelenlere dedi ki, "Bu, gerçekten çok usta bir büyücüymüş."

 
26:35 "Büyüsüyle sizi toprağınızdan çıkarmak istiyor. Ne önerirsiniz?"

 
26:36 Dediler ki, "Onu ve kardeşini alıkoy ve kentlere toplayıcılar gönder de"

 
26:37 "Sana tüm usta büyücüleri getirsinler."

 
26:38 Belirlenmiş günün randevusu için büyücüler bir araya getirildiler.

 
26:39 İnsanlara da, "Siz de toplanır mısınız?" denildi.

 
26:40 "Büyücüler üstün gelirse onlara uyabiliriz."

 
26:41 Büyücüler geldiklerinde Firavuna, "Eğer biz üstün gelirsek bize bir ücret ödenecek mi?" dediler.

 
26:42 "Evet" dedi, "Hatta siz benim konseyime gireceksiniz."

 
26:43 Musa onlara, "Atacağınızı atın" dedi.

 
26:44 İplerini ve değneklerini attılar, "Firavunun onuru için biz üstün geleceğiz" dediler.

 
26:45 Sonra Musa değneğini attı; hemen onların uydurduklarını yutmaya başladı.

 
26:46 Büyücüler secdeye kapandılar.

 
26:47 "Evrenlerin Efendisi'ne inandık" dediler,

 
26:48 "Musa'nın ve Harun'un Efendisi'ne…"

 
26:49 Dedi ki, "Ben size izin vermeden mi ona inandınız? O, size büyücülüğü öğreten ustanız olmalı. Şimdi göreceksiniz: Ellerinizi, ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi asacağım."

 
26:50 "Umurumuzda değil" dediler, "Biz zaten Efendimize döneceğiz."

 
26:51 "İlk inananlar olduğumuz için umarız ki Efendimiz hatalarımızı bağışlar."

 
26:52 Musa'ya, "Kullarımı yola çıkar, siz izleneceksiniz" diye vahyettik.

 
26:53 Firavun, kentlere kitle propagandacıları gönderdi:

 
26:54 "Bunlar küçük bir çetedir."

 
26:55 "Bize karşı öfkeyle ayaklanmaktadırlar."

 
26:56 "Biz ise çoğunluk olarak alarmda olmalıyız."

 
26:57 Sonunda, onları çıkardık: Bahçelerden, çeşmelerden,

 
26:58 Hazinelerden, yüksek makamlardan…

 
26:59 Daha sonra onları İsrailoğullarına miras yaptık.

 
26:60 Onları doğuya doğru izlediler.

 
26:61 Her iki topluluk birbirini görünce, Musa'nın arkadaşları, "İşte yakalanıyoruz" dediler.

 
26:62 "Asla. Efendim benimle birliktedir; bana bir çıkış yolu gösterecektir" dedi.

 
26:63 Musa'ya, "Değneğini denize vur" diye vahyettik. Bunun üzerine yarıldı ve her bölüm koca bir tepe gibi oldu.

 
26:64 Sonra, diğerlerini yaklaştırdık.

 
26:65 Musa'yı ve kendisiyle beraber olan herkesi kurtardık.

 
26:66 Sonra, diğerlerini boğduk.

 
26:67 Elbette bunda bir ders vardır; ama çokları inanmaz.

 
26:68 Kuşkusuz, senin Efendin Üstündür, Şefkatli’dir.

 
26:69 Onlara İbrahim'in tarihini anlat.

 
26:70 Babasına ve halkına, "Neye hizmet ediyorsunuz?" demişti.

 
26:71 "Heykellere hizmet ediyoruz; biz kendimizi onlara adamış bulunuyoruz" dediler.

 
26:72 "Kendilerini çağırdığınızda sizi işitiyorlar mı?" dedi,

 
26:73 "Yahut size yarar veya zarar verebiliyorlar mı?"

 
26:74 "Hayır; ancak biz atalarımızın böyle yaptıklarını gördük" dediler.

 
26:75 "Peki" dedi, "Hizmet etmekte olduklarınızı gördünüz mü"

 
26:76 "Siz ve geçmiş atalarınız?"

 
26:77 "Onlar benim düşmanımdır; yalnız Evrenlerin Efendisi hariç;"

 
26:78 "Beni yaratan ve bana yol gösteren O'dur."

 
26:79 "Beni yediren ve içiren O'dur."

 
26:80 "Hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur."

 
26:81 "Beni öldüren ve sonra dirilten O'dur."

 
26:82 "Yargı gününde, kusurlarımı bağışlayacağını umduğum da O'dur."

 
26:83 "Efendim, bana bilgelik ver ve beni iyiler arasına kat."

 
26:84 "Beni, sonraki nesiller için iyi bir örnek kıl."

 
26:85 "Beni, Nimetler Bahçesine varis olanlardan yap."

 
26:86 "Babamı bağışla, çünkü o sapıtmış bulunuyor."

 
26:87 "Diriliş gününde beni utandırma."

 
26:88 O gün, paranın ve çocukların yararı olmayacaktır.

 
26:89 TANRI’ya mükemmel bir kalp ile gelenler hariç.

 
26:90 Doğrulara bahçe sunulacaktır.

 
26:91 Azgınlar için de cehennem ortaya konacaktır.

 
26:92 Onlara şöyle denir, "Hani hizmet ettikleriniz nerede"

 
26:93 "O TANRI’dan aşağı? Size şimdi yardım edebiliyorlar mı? Kendilerine bile yardımları dokunabiliyor mu?"

 
26:94 Azgınlarla birlikte tepe takla oraya atılacaklardır.

 
26:95 İblis'in tüm askerleri de…

 
26:96 Orada çekişerek şöyle konuşacaklar:

 
26:97 "TANRI’ya and olsun, biz gerçekten çok açık bir sapıklık içindeymişiz."

 
26:98 "Çünkü, sizi Evrenlerin Efendisi'ne denk tutuyorduk."

 
26:99 "Bizi saptıranlar suçlulardı."

 
26:100 "Şimdi bizim ne şefaatçimiz var."

 
26:101 "Ne de yakın bir dostumuz."

 
26:102 "Bir şansımız daha olsaydı da, inananlar olsaydık."

 
26:103 Bunda bir ders var; ancak çoğunluk inanmaz.

 
26:104 Kuşkusuz senin Efendin Üstündür, Şefkatli’dir.

 
26:105 Nuh'un halkı elçileri yalanladı.

 
26:106 Kardeşleri Nuh onlara demişti ki, "Dinleyip doğru davranmaz mısınız?"

 
26:107 "Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim."

 
26:108 "TANRI’yı dinleyip bana uymalısınız."

 
26:109 "Buna karşılık sizden herhangi bir ücret de istemiyorum. Benim ücretim, ancak Evrenlerin Efendisi'ne aittir."

 
26:110 "TANRI’yı dinleyip bana uymalısınız."

 
26:111 Dediler ki, "Seni izleyenler bayağı ve kötü kimseler iken, nasıl olur da sana inanırız?"

 
26:112 Dedi ki, "Onların yaptıklarından bir bilgim yok."

 
26:113 "Hesapları, yalnız Efendime aittir; keşke anlasanız."

 
26:114 "Kesinlikle hiçbir inananı kovamam."

 
26:115 "Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."

 
26:116 Dediler ki, "Bak Nuh, bu davranışına bir son vermezsen taşlananlardan olacaksın."

 
26:117 Dedi ki, "Efendim, halkım beni yalanladı."

 
26:118 "Benimle onların arasını aç; beni ve beraberimdeki inananları kurtar."

 
26:119 Onu ve yanındakileri yüklü bir gemiyle kurtardık.

 
26:120 Sonra bunun ardından, geride kalanları boğduk.

 
26:121 Bunda bir ders var; ancak çoğunluk inanmaz.

 
26:122 Kuşkusuz senin Efendin Üstündür, Şefkatli’dir.

 
26:123 Ad (halkı) da elçileri yalanladı.

 
26:124 Kardeşleri Hud onlara demişti ki, "Dürüst olmayacak mısınız?"

 
26:125 "Ben, size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim."

 
26:126 "TANRI’yı dinleyip bana uyun."

 
26:127 "Buna karşılık sizden herhangi bir ücret de istemiyorum. Benim ücretim, ancak Evrenlerin Efendisi’ne aittir."

 
26:128 "Her tepenin üzerine bir işaret (bir yapı) yerleştirip oyalanıyor musunuz?"

 
26:129 "Ebedi kalırsınız diye sağlam sanayiler/endüstriler mi kurarsınız?"

 
26:130 "Yakaladığınız vakit acımasız yakalıyorsunuz."

 
26:131 "TANRI’yı dinleyip bana uymalısınız."

 
26:132 "Bildiğiniz her şeyi size vereni dinleyin."

 
26:133 "Size çiftlik hayvanları ve çocuklar verdi."

 
26:134 "Üstelik bahçeler, pınarlar…"

 
26:135 "Sizin için müthiş bir günün cezasından korkarım."

 
26:136 Dediler ki, "Öğüt versen de vermesen de bizce birdir."

 
26:137 "Bu, bizden öncekilerin izlediği yaşantı biçimidir."

 
26:138 "Biz, cezalandırılacak da değiliz."

 
26:139 Böylece onu yalanladılar. Nihayet biz de onları yok ettik. Bunda bir ders var; ancak çoğunluk inanmaz.

 
26:140 Kuşkusuz senin Efendin Üstündür, Şefkatli’dir.

 
26:141 Semud (halkı) da elçileri yalanladı.

 
26:142 Kardeşleri Salih onlara demişti ki, "Dürüst olmayacak mısınız?"

 
26:143 "Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim."

 
26:144 "TANRI’yı dinleyip bana uymalısınız."

 
26:145 "Buna karşılık sizden bir ücret de istemiyorum. Benim ücretimi ancak Evrenlerin Efendisi öder."

 
26:146 "Şurada güvenlik içinde mi bırakılacaksınız?"

 
26:147 "Bahçeler, pınarlar, "

 
26:148 "Ekinler ve olgun meyveli hurmalıklar içindesiniz."

 
26:149 "Ve dağlardan lüks köşkler yontuyorsunuz."

 
26:150 "TANRI’yı dinleyip beni izlemelisiniz."

 
26:151 "Sınırı aşanların emrine uymayın."

 
26:152 "Onlar yeryüzünde iyilik değil, kötülük işlerler."

 
26:153 Dediler ki, "Sen büyülenmişsin."

 
26:154 "Sen bizim gibi bir insansın. Doğru sözlü isen bize bir işaret getir bakalım."

 
26:155 Dedi ki, "İşte şu deve. Onun su içeceği belli bir zamanı vardır. Sizin de su içeceğiniz belli bir gününüz vardır."

 
26:156 "Ona bir kötülük dokundurmayın. Yoksa büyük bir günün cezasına çarpılırsınız."

 
26:157 Nihayet onu kestiler; ancak pişman oldular.

 
26:158 Ve ceza onları yakaladı. Bunda bir ders var; ancak çoğunluk inanmaz."

 
26:159 Kuşkusuz senin Efendin Üstündür, Şefkatli’dir.

 
26:160 Lut'un halkı da elçileri yalanladı.

 
26:161 Kardeşleri Lut onlara demişti ki, "Dürüst olmayacak mısınız?"

 
26:162 "Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim."

 
26:163 "TANRI’yı dinleyip bana uyun."

 
26:164 "Buna karşı sizden herhangi bir ücret de istemiyorum. Benim ücretim, ancak Evrenlerin Efendisi’ne aittir."

 
26:165 "Evrenler içinde erkeklere mi yaklaşıyorsunuz?"

 
26:166 "Efendinizin sizin için yarattığı eşlerinizi terkederek? Siz gerçekten haddi çok aşan bir toplumsunuz."

 
26:167 Dediler, "Bak Lut, bu tavrına son vermezsen sürülenlerden olacaksın."

 
26:168 Dedi ki, "Ben, bu davranışınızı iğrenç buluyorum."

 
26:169 "Efendim, beni ve ailemi bu yaptıklarından kurtar."

 
26:170 Onu ve tüm ailesini kurtardık

 
26:171 Yalnız geridekiler arasında yaşlı bir kadın kaldı.

 
26:172 Sonra diğerlerini yerle bir ettik.

 
26:173 Üzerlerine bir çeşit yağmur yağdırdık; uyarılanların yağmuru ne felaketli bir yağmurdur.

 
26:174 Bunda bir ders var; ancak çokları inanmaz.

 
26:175 Kuşkusuz senin Efendi’n Üstündür, Şefkatli’dir.

 
26:176 Eyke halkı da elçileri yalanladı.

 
26:177 Kardeşleri Şuayb onlara demişti ki, "Dürüst olmayacak mısınız?"

 
26:178 "Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim."

 
26:179 "TANRI’yı dinleyin ve beni izleyin."

 
26:180 "Buna karşı sizden herhangi bir ücret te istemiyorum. Benim ücretim sadece Evrenlerin Efendisi’ne aittir."

 
26:181 "Ölçüyü tam uygulayın. Kandıranlardan olmayın."

 
26:182 "Doğru ölçek ile tartınız."

 
26:183 "İnsanların hakkını kısmayın ve yeryüzünde kötülük işleyerek karışıklık çıkarmayın."

 
26:184 "Sizi ve önceki nesilleri yaratanı sayıp dinleyin."

 
26:185 Dediler ki, "Sen büyülenmişsin."

 
26:186 "Sen sadece bizim gibi bir insansın ve biz senin yalan söylediğini sanıyoruz."

 
26:187 "Doğru sözlüysen üzerimize gökten kütleler indir."

 
26:188 Dedi ki, "Efendim sizin ne yaptığınızı çok iyi bilir."

 
26:189 Onu yalanladılar ve sonuç olarak Sayvan Gününün cezası kendilerini yakaladı; müthiş bir günün cezasıydı.

 
26:190 Bunda bir ders var; ancak çoğunluk inanmaz.

 
26:191 Kuşkusuz, senin Efendin Üstündür, Şefkatli’dir.

 
26:192 Bu, Evrenlerin Efendisi’nin indirdiği vahiydir.

 
26:193 Onu güvenilir ruh indirmiştir.

 
26:194 Senin kalbine… Uyarıcılardan biri olasın diye.

 
26:195 Apaçık Arapça bir dille.

 
26:196 Daha önceki kitaplarda da anılmıştır.

 
26:197 İsrailoğulları bilginlerinin onu bilmiş olması, onlar için yeterli bir delil oluşturmuyor mu?

 
26:198 Onu bir takım yabancılara indirseydik,

 
26:199 Ve onu onlara okusaydı, ona inanmayacaklardı.

 
26:200 İşte biz onu suçluların kalplerine böylece (yabancı bir dil gibi) sokarız.

 
26:201 Acı azabı görünceye kadar ona inanmazlar.

 
26:202 Onlara ansızın, beklemedikleri bir anda gelecektir.

 
26:203 O zaman, "Bize biraz daha süre verilmez mi?" derler.

 
26:204 Onlar, hâlâ cezamıza karşı meydan mı okuyorlar?

 
26:205 Gördüğün gibi, biz onları yıllarca yaşatsak

 
26:206 Ve sonra kendilerine söz verilen başlarına gelse,

 
26:207 O tattıkları nimetler kendilerine bir yarar sağlamaz.

 
26:208 Biz uyarıcıları olmayan hiçbir kenti yok etmedik.

 
26:209 Bu bir uyarı ve mesajdır; çünkü biz haksızlık etmeyiz.

 
26:210 Onu sapkınlar indirmemiştir.

 
26:211 Onlar bunu ne yaparlar, ne de becerirler.

 
26:212 Çünkü onlar işitmekten men edilmişlerdir.

 
26:213 TANRI ile birlikte bir başka tanrı çağırma; yoksa cezalandırılırsın.

 
26:214 Sana en yakın olan insanları uyar.

 
26:215 Ve seni izleyen inananlara kanadını indir.

 
26:216 Sana karşı gelirlerse, "Yaptıklarınızdan uzağım" de.

 
26:217 Üstün ve Zarif olana güven.

 
26:218 O ki (ibadet ve düşünme için) kalktığın/uyandığın zaman seni görür.

 
26:219 Ve senin secde edenler arasındaki hareketini de.

 
26:220 Çünkü O İşitendir, Bilendir.

 
26:221 Sapkınların kime indiğini size bildireyim mi?

 
26:222 Onlar her günahkar iftiracıya iner.

 
26:223 Kulak verirler; ancak çoğu yalancıdır.

 
26:224 Şairlere ise azgınlar uyar.

 
26:225 Onların her vadide koştuklarını (duruma göre yön değiştirdiklerini) görmez misin?

 
26:226 Ve onlar yapmadıkları şeyleri söylerler.

 
26:227 Ancak inananlar, doğru davrananlar, TANRI’yı çok hatırlayanlar ve haksızlığa karşı mücadele edenler hariç. Zalimler, nasıl bir devrim ile devrileceklerini bileceklerdir.