2 - İnek

 
2:0 Zarif, Şefkatli TANRI'nın İsmiyle,

 
2:1 E(1)L(30)M(40) <> 71

 
2:2 Bu, doğrular için yol gösterici, kuşku içermeyen bir kitaptır.

 
2:3 Onlar ki duyularıyla algılayamadıkları gerçeklere de inanırlar, namazı (salat) gözetirler, kendilerine verdiğimiz rızıktan muhtaçlara verirler.

 
2:4 Sana indirilene ve senden önce indirilene inanırlar. Ahiret konusunda da hiçbir kuşkuları yoktur.

 
2:5 İşte, Efendi’leri tarafından yol gösterilenler ve mutluluğa erenler bunlardır.

 
2:6 İnkar edenlere gelince, onları uyarsan da uyarmasan da onlar için birdir; onlar inanamazlar.

 
2:7 TANRI kalplerini ve kulaklarını mühürler. Gözlerinde perde vardır ve büyük azap onlar içindir.

 
2:8 İnsanlardan öyle kimseler var ki aslında inanmadıkları halde "TANRI’ya ve ahiret gününe inandık" derler.

 
2:9 TANRI’yı ve inananları aldatmak isterler. Halbuki kendi kendilerini aldatıyorlar. Farkında bile değiller.

 
2:10 Kalplerinde hastalık var. TANRI da hastalıklarını arttırır. Yalanları yüzünden acı bir azabı hak ederler.

 
2:11 Kendilerine, "Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın" denildiğinde "Bizler sadece düzeltenleriz" derler.

 
2:12 Oysa onlardır asıl bozguncu; farkında bile değiller.

 
2:13 Kendilerine, "Şu insanların inandığı gibi inanın" denildiğinde, "Beyinsizlerin inandığı gibi mi inanacağız" derler. Gerçek beyinsizler onlardır; fakat bilmezler.

 
2:14 İnananlarla karşılaştıkları vakit, "İnanıyoruz" derler; fakat sapkınlarıyla başbaşa kaldıklarında, "Sizinle beraberiz. Biz sadece hafife almaktayız" derler.

 
2:15 TANRI da, taşkınlıkları içinde bocalar durumda bırakarak asıl onları hafife alır.

 
2:16 Onlar doğru yol karşılığında sapıklığı satın aldı. Ticaretleri ne kâr bırakır, ne de onları gerçeğe ulaştırır.

 
2:17 Durumları, ateş yakan kimselerin şu durumuna benzer: Ateş çevrelerini aydınlatmaya başlayınca TANRI onların ışığını giderir ve onları karanlıklar içinde görmez bir halde bırakır.

 
2:18 Sağır, dilsiz ve kördürler; yönlerini değiştiremezler.

 
2:19 Ya da, karanlık, gök gürültüsü ve şimşekler arasında gökten boşanan bir yağmur altında yıldırımlardan ölmek korkusuyla parmaklarını kulaklarına tıkayan kimseye benzerler. TANRI inkârcıları böyle kuşatır.

 
2:20 Şimşek neredeyse gözlerini kapıverecek! Önlerini aydınlattıkça ışığında yürürler. Üzerlerine karanlık basınca da dikilir kalırlar. TANRI dileseydi işitme ve görmelerini giderirdi. TANRI her şeye gücü yetendir.

 
2:21 İnsanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Efendinize hizmet edin ki korunasınız.

 
2:22 O, yeryüzünü sizin için oturulabilir hale soktu ve göğü de bir yapı kıldı. Gökten su indirdi ve onunla rızık olarak size çeşitli ürünler çıkardı. Bile bile TANRI’ya eşler koşmayın.

 
2:23 Kulumuza indirdiğimizden kuşku içinde iseniz, buna benzer bir sure getirin. TANRI’dan başka tüm tanıklarınızı da yardıma çağırın, doğru sözlü iseniz.

 
2:24 Bunu yapamazsanız –ki asla yapamayacaksınız– o takdirde inkârcılar için hazırlanan ve yakıtı insanlar ile taşlar olan ateşten sakının.

 
2:25 İnanıp doğru davrananları, içlerinde ırmaklar akan bahçelerle müjdele. Kendilerine oradaki ürünlerden rızıklar sunulduğunda "Bu, daha önce bize sunulan nimetlerdir" derler. Böylece, kendilerine mecazi tanımlar (benzetmeler) verilir. Onlar için orada tertemiz eşler vardır ve onlar orada ebedi kalıcıdırlar.

 
2:26 TANRI bir sivrisineği hatta onun üzerindekini örnek vermekten çekinmez. İnananlar, bunun Efendi’lerinden gelen bir gerçek olduğunu bilir. İnkarcılar ise "TANRI bu benzetme ile neyi amaçladı" derler. O, bununla birçok kişiyi saptırır ve birçok kişiyi de doğruya iletir. O, bununla sadece fasıkları saptırır.

 
2:27 Onlar ki TANRI ile yaptıkları anlaşmaya bağlılık sözü verdikten sonra onu bozarlar, TANRI’nın birleştirilmesini emrettiği şeyi keserler ve yeryüzünde bozgunculuk yaparlar. İşte onlar kaybedenlerdir.

 
2:28 TANRI’yı nasıl inkâr edersiniz? Siz ölüler idiniz o sizi diriltti. Sonra sizi öldürür ve tekrar diriltir ve sonunda ona döndürülürsünüz.

 
2:29 Yeryüzünde her şeyi sizin için yaratan O'dur. Nitekim göğe yönelip onu yedi gök olarak düzenledi. O, her şeyi Bilir.

 
2:30 Efendin, meleklere şöyle demişti: "Yeryüzüne bir halife yerleştireceğim." melekler de: "Orada bozgunculuk yapacak, kan akıtacak birisini mi yerleştireceksin? Halbuki biz seni överek yüceltiyor ve mutlak otoriteni onaylıyoruz" dediler. "Bilmediğinizi Ben bilirim" dedi.

 
2:31 Adem'e tüm isimleri (nitelemeleri) öğretti, sonra onları meleklere sunup, "Doğru iseniz, şunların isimlerini (özelliklerini, niteliklerini) siz bana bildirin" dedi.

 
2:32 Dediler: "Sen Yücesin, senin bize öğrettiğinden başka bir bilgimiz yok. Sen Bilensin, Bilgesin."

 
2:33 Dedi: "Adem! Onların isimlerini şunlara haber ver." İsimlerini onlara haber verince, "Size, yerin ve göklerin sırlarını biliyorum, açıkladığınızı da gizlediğinizi de biliyorum dememiş miydim" dedi.

 
2:34 Meleklere, "Adem'e secde edin" dedik. İblis hariç hepsi secde ettiler, o ise diretti, büyüklük tasladı ve nankörlük etti.

 
2:35 "Adem! Eşinle birlikte bahçede kal. Dilediğiniz yerde ondan bolca yeyin; ancak şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz!" dedik.

 
2:36 Sapkın, onları oradan kaydırıp bulundukları yerden çıkarttı. Nihayet, "Birbirinize düşman olarak aşağı inin. Yeryüzünde belli bir süre kalıp yaşayacaksınız" dedik.

 
2:37 Adem, Efendisinden kelimeler aldı. Bunun üzerine onun pişmanlığını kabul etti. O, yönelişlere karşılık verendir, Şefkatli'dir.

 
2:38 "Oradan topluca ininiz" dedik, "Benden size bir yol gösterici geldiği zaman, o yol göstericiye uyanlar için artık bir korku yok ve onlar üzülmeyecekler."

 
2:39 "İşaretlerimizi yalanlayıp inkâr edenler ise ateşe mahkûmdur; orada sürekli kalacaklar."

 
2:40 İsrailoğulları! Size verdiğim nimetimi hatırlayın, bana verdiğiniz sözü tutun ki ben de size verdiğim sözü tutayım; yalnız benden korkun!

 
2:41 Yanınızdakini doğrulayıcı olarak indirdiğime inanın. Ona karşı çıkanların ilki olmayın. İşaretlerimi değeri düşük şeylerle değişmeyin; sadece benden çekinin.

 
2:42 Bile bile gerçeği yanlış ile karıştırmayın, gerçeği gizlemeyin.

 
2:43 Namazı gözetin, zekatı verin ve eğilenlerle birlikte eğilin.

 
2:44 İnsanları iyilik yapmaya çağırıp dururken kendinizi unutuyor musunuz? Üstelik kitabı da okuyorsunuz? Aklınızı kullanmaz mısınız?

 
2:45 Sabırla ve namazla yardım isteyin. Aslında bu zordur, fakat saygılı olanlar için değil.

 
2:46 Nitekim onlar, Efendi’lerine kavuşacaklarına ve O'na döneceklerine inanırlar.

 
2:47 İsrailoğulları! Size verdiğim nimetlerimi ve sizi tüm evrenlere üstün tutmamı hatırlayın.

 
2:48 Öyle bir günden sakının ki, kimse kimsenin yerine bir şey ödeyemez, aracılık (şefaat) kabul edilmez, kimseden bir fidye alınmaz ve yardım da edilmez.

 
2:49 İşkencenin en kötüsünü size uygulayan, kadınlarınızı utandırıp oğullarınızı öldüren Firavunun adamlarından sizi kurtarmıştık. Bu ikisi, Efendinizden büyük bir sınav idi.

 
2:50 Denizi yararak sizi kurtarmış, Firavunun adamlarını da gözlerinizin önünde boğmuştuk.

 
2:51 Musa'yla kırk gece için sözleşmiştik. Ancak siz onun ardından kendinize zulmederek buzağıya hizmet ettiniz.

 
2:52 Bunlara rağmen, şükredersiniz diye sizi affettik.

 
2:53 Yola gelmeniz için de Musa'ya kitabı ve yasayı verdik.

 
2:54 Musa, halkına demişti ki: "Ey halkım, sizler buzağıya hizmet etmekle ruhunuza zulmettiniz. Pişman olup Yaratıcınıza yönelin ve benliğinizi öldürün. Bu, yaratıcınız katında sizin için daha iyidir." O, sizi affeder. Elbette O, pişmanlıkları kabul edendir, Şefkatli'dir.

 
2:55 Bir zamanlar, "Ey Musa, TANRI’yı fiziksel olarak görmedikçe inanmayız" demiştiniz. Bakınıp dururken size yıldırım çarpmıştı.

 
2:56 Sonra, belki şükredersiniz diye ölümünüzün ardından sizi diriltmiştik.

 
2:57 Sizi bulutlarla gölgelendirmiş ve sizin için menna ve bıldırcın indirmiştik: "Size verdiğimiz iyi rızıklardan yiyin." Fakat onlar bize değil, sadece kendilerine zulmediyorlardı.

 
2:58 "Bu şehre girin. Orada dilediğiniz yerden bol bol yiyin. Kapıdan alçak gönüllü olarak girin ve dostça konuşun ki hatalarınızı bağışlayalım. Güzel davrananlara daha fazlasını veririz" demiştik.

 
2:59 Ancak içinizdeki zalimler, kendilerine verilen kelimeleri başka kelimelerle değiştirdiler. Nitekim, yoldan çıktıkları için zulmedenlerin üzerine gökten bir azap indirdik.

 
2:60 Musa, bir zamanlar halkı için su aramıştı. "Değneğinle taşa vur" demiştik. Bunun üzerine taştan on iki pınar fışkırmıştı. Her kabile, içmesi için ayrılan pınarı bilmişti: "TANRI’nın rızkından yiyin için, yeryüzünde bozgunculuk ve düzenbazlık yapmayın."

 
2:61 Fakat siz, "Musa! Artık tek bir çeşit yiyeceğe dayanamayacağız. Efendini bizim için çağır da bize fasulye, kabak, sarımsak, mercimek, soğan gibi toprağın bitirdiğinden yetiştirsin" demiştiniz de, "İyi olanı daha düşük olanla mı (özgürlüğü kölelikle mi) değiştirmek istiyorsunuz? İsterseniz Mısır'a geri dönün, orada aradığınızı bulabilirsiniz!" demişti. Böylece alçaklık ve yoksulluğa mahkûm edildiler ve TANRI’nın gazabına uğradılar. Çünkü onlar TANRI’nın işaretlerine karşı sürekli nankörce davranıyorlar, peygamberleri haksız yere öldürüyorlardı. Çünkü onlar, karşı gelip taşkınlıkta bulunuyorlardı.

 
2:62 İnananlar, Yahudiler, Hıristiyanlar ve diğer dinlerden her kim: TANRI’ya ve ahiret gününe inanır ve doğru bir hayat sürdürürse, onların ödülleri Efendi’leri katındadır. Onlar için korku ve üzüntü yoktur.

 
2:63 Sina dağını üzerinize kaldırarak bir zamanlar sizden söz almıştık: "Size verdiğimize kuvvetle sarılın, içindekileri hatırlayın ki korunasınız" demiştik.

 
2:64 Fakat bundan sonra da yüz çevirdiniz. TANRI’nın size bol nimeti ve merhameti olmasaydı kaybederdiniz.

 
2:65 Sizden Cumartesi yasağını çiğneyenleri elbette biliyorsunuz. Onlara "Aşağılık maymunlar olun" dedik.

 
2:66 Bu cezayı çağdaşlarına ve sonraki kuşaklara bir ibret ve doğru insanlar için de bir öğüt yaptık.

 
2:67 Hani, Musa halkına: "TANRI bir inek boğazlamanızı emrediyor" demişti. "Bizimle alay mı ediyorsun" deyince de "Cahilce davranmaktan TANRI’ya sığınırım" dedi.

 
2:68 "Bizim için Efendi’ni çağır da onun niteliğini bize açıklasın" dediler. "O diyor ki, o ne kart ne körpe, ikisinin ortasında bir düvedir. Size emredileni yapın" dedi.

 
2:69 "Bizim için Efendini çağır da onun rengini de açıklasın" dediler. "O diyor ki, o rengi parlak sarı bir düvedir, bakanların içini açar" dedi.

 
2:70 "Bizim için Efendini çağır da, onun niteliğini bize daha da açıklasın. Çünkü düveler bizce birbirine benziyor. TANRI dilerse yolu buluruz" dediler.

 
2:71 "O diyor ki, o düve yeri sürüp ekini sulayarak boyunduruk altında ezilmemiş, kusursuz, alacasız bir düvedir" dedi. "İşte şimdi gerçeği getirdin!" diyerek sonunda düveyi boğazladılar; az kalsın bunu yapmayacaklardı.

 
2:72 Hani bir kişiyi öldürmüş ve suçu birbirinize atmıştınız. Oysa TANRI gizlediklerinizi açığa çıkaracaktı.

 
2:73 "Bir parçasıyla ona vurun" dedik. İşte, TANRI ölüleri böyle diriltir ve düşünesiniz diye işaretlerini böyle gösterir.

 
2:74 Tüm bunlara rağmen yine kalpleriniz katılaştı; taş gibi, hatta daha katı. Çünkü öyle taşlar var ki kendisinden ırmaklar fışkırır. Bazıları yarılır, bağrından su çıkarır. Bazıları ise TANRI’ya olan saygıdan dolayı siner. TANRI yaptıklarınızdan habersiz değildir.

 
2:75 Onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Halbuki onların bir kısmı, TANRI’nın sözünü işitip kavradıktan sonra, bile bile çarpıtıp tahrif ederlerdi.

 
2:76 İnananlarla karşılaşınca, "İnandık" derler; baş başa kaldıklarında ise "Efendi’niz katında size karşı delil olarak kullanmaları için, TANRI’nın size açıkladığını mı onlara anlatıyorsunuz, akletmez misiniz" derler.

 
2:77 Bilmezler mi ki TANRI gizledikleri ve açıkladıkları her şeyi biliyor?

 
2:78 Aralarında ümmiler var ki kuruntu ve söylentilerin dışında kitabı bilmezler; bildiklerini zannederler.

 
2:79 Kitab'ı elleriyle yazdıktan sonra onu ucuz bir fiyata satmak için onun TANRI’dan olduğunu söyleyenlerin vay haline. Ellerinin yazdığından dolayı vay haline onların. Kazandıklarından dolayı vay haline onların!

 
2:80 "Sayılı birkaç gün dışında ateş bize değmeyecek" dediler. De ki: "TANRI’dan böyle bir söz mü aldınız –ki TANRI verdiği sözden dönmez– yoksa TANRI adına bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz?"

 
2:81 Evet, günah işleyip suçu kendisini kuşatan kimseler ateş halkıdır; orada sürekli kalırlar.

 
2:82 İnanıp doğru bir hayat sürenler ise bahçe halkıdır; onlar da orada sürekli kalırlar.

 
2:83 İsrailoğullarından şöyle söz almıştık: TANRI’dan başkasına hizmet etmeyecek, anaya babaya, yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilik edeceksiniz. İnsanlarla dostça konuşacaksınız. Namazı gözetecek, zekatı vereceksiniz. Fakat bundan sonra pek azınız hariç geri döndünüz.

 
2:84 Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz ve birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacaksınız diye de sizden söz almıştık. Bunu kabul etmiş ve tanık olmuştunuz.

 
2:85 Tüm bunlardan sonra, sizler hâlâ birbirinizi öldürüyor, aranızdan bir grubu yurtlarından çıkarıyor, kötülük ve düşmanlıkta onlara karşı birleşiyorsunuz. Onları yurtlarından çıkarmanız zaten size haramken, bu yetmiyormuş gibi size esir düştüklerinde bir de onlardan fidye istiyorsunuz. Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Böyle davrananların cezası dünya hayatında rezil olmak ve diriliş gününde de azabın en çetinine uğratılmaktan başka ne olabilir? TANRI yaptıklarınızdan gafil değil.

 
2:86 Onlar, ahiret karşılığında dünya hayatını satın alan kimselerdir. Bu yüzden azapları hafifletilmez ve kendilerine yardım edilmez.

 
2:87 Musa'ya kitabı verdik ve ondan sonra ard arda elçiler gönderdik. Meryemoğlu İsa'ya da apaçık deliller verdik ve onu Kutsal Ruh ile destekledik. Hoşunuza gitmeyen bir şeyle ne zaman size bir elçi geldiyse büyüklük taslamadınız mı? Nitekim, bir kısmını yalanladınız ve bir kısmını da öldürüyordunuz.

 
2:88 Hatta "Sabit fikirliyiz" dediler. Halbuki, inkârlarından dolayı TANRI onları lanetlemişti! Bu yüzden onların pek azı inanır.

 
2:89 İnkarcılara karşı yardım beklemelerine rağmen, onlara TANRI katından yanlarındakini doğrulayıcı bir kitap, bu bekledikleri şey, kendilerine gelince onu inkâr ettiler. TANRI’nın laneti, inkarcılara olsun!

 
2:90 TANRI’nın, lütfunu kullarından dilediğine indirmesini çekemeyerek TANRI’nın indirdiğini inkâr etmek için ruhlarını satmaları ne kötü! Böylece gazap üstüne gazaba uğradılar. Gerçeği gizleyenlere alçaltıcı bir azap var.

 
2:91 Kendilerine, "TANRI’nın indirdiğine inanın" denildiğinde, "Bize indirilene inanırız" diyerek ondan sonrasını inkâr ederler. Oysa bu, yanlarında bulunanı doğrulayan gerçektir. "İnandıysanız, neden daha önce TANRI’nın peygamberlerini öldürüyordunuz" de.

 
2:92 Musa, size apaçık kanıtlarla gelmişti; fakat onun ardından buzağıyı tanrı edinerek zalimlerden oldunuz.

 
2:93 Hani üzerinize Tur dağını kaldırıp sizden söz almıştık: "Size verdiğim emirlere sıkıca sarılın ve dinleyin." Fakat "Dinledik ve karşı geldik" dediler. İnkarlarından dolayı kalpleri buzağı ile kandı. De ki: "İnanmışsanız, inancınız size ne de kötü yön veriyor!"

 
2:94 De ki: "İleri sürdüğünüz gibi, ahiret yurdu TANRI tarafından hiç kimseye değil sadece size ayrılmışsa ve bu savınızda samimi iseniz haydi ölümü isteyin!"

 
2:95 Ellerinin işlediklerinden ötürü bunu asla dilemeyeceklerdir. TANRI zalimleri bilir.

 
2:96 Onları, yaşamaya en düşkün insanlar olarak bulacaksın; putperestlerden bile fazla… Onlardan her biri bin sene yaşamak ister. Oysa, uzun yaşaması onu azaptan uzaklaştırmaz. TANRI yaptıklarını görendir.

 
2:97 Şunu de: "Cibril'e her kim düşman olursa, " ki kendinden öncekileri doğrulayıcı, inananlara yol gösterici ve müjde olarak TANRI’nın izniyle bunu kalbine indirmiştir.

 
2:98 "Evet, TANRI’ya, meleklerine, elçilerine, Cibril'e ve Mikail'e kim düşman olursa bilsin ki TANRI da gerçeği gizleyenlerin düşmanıdır."

 
2:99 Sana apaçık işaretler indirdik. Yoldan çıkmış olanlardan başkası onları inkâr etmez.

 
2:100 Her ne zaman bir anlaşma yaptılarsa onlardan bir grup onu bozup atmadı mı? Zaten onların çoğu inanmaz.

 
2:101 Yanlarındakini doğrulayan bir elçi TANRI tarafından görevli olarak kendilerine gelince, kitap verilenlerin bazısı, TANRI’nın kitabını sırtlarının ardına attı. Bilmezlermiş gibi…

 
2:102 Süleyman'ın otoritesi hakkında sapkınların anlattığına uydular. Oysa Süleyman inkâr etmedi; insanlara büyücülüğü ve Babil'de Harut ve Marut adlı iki meleğe indirileni öğreten sapkınlar inkâr etmişti. Bu ikisi: "Bu bir sınavdır, nankör olmayın!" demedikçe kimseye onu öğretmezlerdi. Fakat o ikisinden öğrendiklerini, koca ile karısının arasını açmak için kullandılar. Oysa TANRI’nın izni olmadan onlar hiç kimseye bir zarar veremezdi. Kendilerine yarar vereni değil, zarar vereni öğreniyorlardı. Üstelik, ona müşteri olanların ahirette bir payı olmadığını da iyi biliyorlardı. Karşılığında kişiliklerini sattıkları şey ne kötü. Bir bilselerdi!

 
2:103 Onlar inanıp günahlardan sakınmış olsalardı elbette TANRI’dan alacakları ödül çok daha hayırlı olurdu. Bir bilselerdi!

 
2:104 İnananlar! "Bize çobanlık et" demeyin; "Bizi gözetiniz" deyin ve dinleyin. İnkarcılar için acı bir azap var.

 
2:105 Kitaplıların inkârcıları da, putperestler de Efendi’nizden size bir iyilik indirilmesini istemez. TANRI rahmetini dilediğine verir. TANRI büyük bağış sahibidir.

 
2:106 Daha iyisini veya benzerini getirmedikçe bir işareti yürürlükten kaldırmaz veya unutturmayız. TANRI’nın her şeye gücü yettiğini bilmez misin?

 
2:107 Yerin, göklerin egemenliğinin TANRI’ya ait olduğunu ve TANRI’dan başka bir sahip ve yardımcın olmadığını bilmez misin?

 
2:108 Daha önce Musa'dan istendiği gibi, siz de elçinizden isteklerde mi bulunmayı arzuluyorsunuz? Kim inancı inkâr ile değiştirirse o doğru yolu kaybetmiştir.

 
2:109 Kitap ehlinin birçoğu, gerçek kendilerine belli olduğu halde, özlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi inancınızdan sonra inkâra döndürmeyi arzular. TANRI emrini getirinceye kadar onları affediniz, tolerans gösteriniz. TANRI her şeye gücü yetendir.

 
2:110 Namazı gözetin, zekatı verin. Kendiniz için yapıp gönderdiğiniz her iyiliği elbette TANRI katında bulacaksınız. TANRI yaptığınız her şeyi görür.

 
2:111 "Yahudi veya Hıristiyanlardan başkası bahçeye giremez" dediler. Bu, onların kuruntusudur. De ki: "Doğru sözlüler iseniz delilinizi getirin."

 
2:112 Doğrusu, kim iyilik yaparak kendini TANRI’ya teslim ederse, onun ödülü Efendi’sinin yanındadır; onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

 
2:113 Yahudiler: "Hıristiyanların bir temeli yok" derken, Hıristiyanlar da: "Yahudilerin bir temeli yok" dediler. Oysa hepsi de kitabı okuyorlar. Cahiller de tıpkı onlar gibi konuşur. Diriliş günü TANRI ayrılığa düştükleri konularda aralarında hüküm verecektir.

 
2:114 TANRI’nın mescitlerinde, O'nun isminin anılmasına engel olan ve oraların yıkılması için çalışan kimseden daha kötü kim olabilir? Halbuki onların oralara ancak korkarak girmeleri gerekir. Onlar için dünyada rezillik, ahirette de büyük azap var.

 
2:115 Doğu da batı da TANRI’nındır. Nereye yönelirseniz TANRI’nın yüzü oradadır. TANRI her şeyi kuşatan ve her şeyi bilendir.

 
2:116 "TANRI çocuk edindi" dediler. Haşa, O yücedir. Göklerde ve yerde olanların hepsi O'nundur, hepsi O'na boyun eğmiştir.

 
2:117 Gökleri ve yeri yoktan var edendir. Bir işin olmasını dilerse, ona sadece "Ol" der ve olur.

 
2:118 Cahiller, "TANRI bizimle konuşmalı veya bize bir işaret gelmeli değil miydi" dediler. Daha öncekiler de onlar gibi konuşmuşlardı. Kafaları birbirlerine benziyor. Biz işaretleri, kesinliğe ulaşacaklara gösteririz.

 
2:119 Biz seni, gerçekle, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Cehennem halkından sen sorumlu değilsin.

 
2:120 Dinlerine girmedikçe ne Yahudiler, ne de Hıristiyanlar, senden hoşnut olmazlar. De ki: "Doğru yol TANRI’nın yoludur." Sana gelen bilgiden sonra onların fantezilerine uyarsan TANRI’ya karşı seni savunacak ne bir dost ne de bir destekleyici bulamazsın.

 
2:121 Kendilerine verdiğimiz kitabı gereği gibi izleyenler buna inanır; inkâr edenlerse kaybeder.

 
2:122 İsrailoğulları, size verdiğim nimetimi ve sizi evrenlere üstün kıldığımı hatırlayın.

 
2:123 Kimsenin kimseden yana bir şey ödeyemediği, hiç kimseden fidye alınmadığı ve hiç kimseye aracılığın (şefaat) yarar sağlamadığı ve yardımın kesildiği bir günden sakının.

 
2:124 Efendisi, bir zamanlar İbrahim'i birtakım kelimelerle sınamış; o da onları tamamlamıştı: "Seni insanlara önder yapacağım" demişti. "Soyumdan da?.." deyince, "Zalimler benim sözüme dahil olmaz" buyurmuştu.

 
2:125 Ev'i insanlar için bir odak noktası ve bir güven yeri kıldık. İbrahim'in makamını bir namaz yeri olarak kullanın. "Ziyaretçiler, kendini ibadete verenler ve eğilip secde edenler için ikiniz Evimi temiz tutun" diye İbrahim ve İsmail'i görevlendirmiştik.

 
2:126 İbrahim, "Efendim, burayı güvenlik yeri kıl. TANRI’ya ve ahiret gününe inanan halkına ürünlerle rızık ver" deyince, "İnkar edene de rızık vereceğim. Onu kısa bir süre geçindirir, sonra onu ateş cezasına mahkûm ederim. Ne kötü bir uğrak yeridir orası!" dedi.

 
2:127 İbrahim, İsmail ile birlikte Ev'in temellerini yükseltiyor: "Efendimiz, bizden kabul et, şüphesiz sen İşitensin, Bilensin."

 
2:128 "Efendimiz, ikimizi sana barış içinde teslim olanlar (Müslümanlar) yap. Soyumuzdan da sana barış içinde teslim olan bir topluluk çıkar. Bize nasıl ibadet edeceğimizi göster, sana yönelmemizi kabul et, kuşkusuz sen yönelişleri kabul edensin, Şefkatlisin."

 
2:129 "Efendimiz, onların arasından, işaretlerini onlara okuyacak, onlara kitabı ve bilgeliği öğretecek ve onları temizleyecek bir elçi gönder. Sen Yücesin, Bilgesin."

 
2:130 Kendini kandırandan başkası İbrahim'in dininden yüz çevirmez. Onu bu dünyada seçtik, ahirette de doğru kişilerden olacak.

 
2:131 Efendisi, kendisine "Barış içinde teslim ol" dediğinde; "Evrenlerin Efendine barış içinde teslim oldum" diye karşılık vermişti.

 
2:132 İbrahim ve daha sonra Yakup şunu çocuklarına öğütledi: "Evlatlarım! TANRI sizin için bu dini seçti; Müslüman olarak ölmeye bakın."

 
2:133 Yakup can verirken tanık olsaydınız. O, çocuklarına: "Benden sonra kime hizmet edeceksiniz" diye sormuştu. Onlar da, "Senin Tanrın, ataların İbrahim, İsmail ve İshak'ın Tanrısı olan tek Tanrıya hizmet edeceğiz, biz O'na teslim olanlarız" demişlerdi.

 
2:134 Geçmişteki bir toplum bu! Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorulmazsınız.

 
2:135 "Yahudi veya Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız" dediler. De ki: "Hayır, biz İbrahim'in tektanrıcı dinine uyarız. O, ortak koşanlardan olmadı."

 
2:136 "TANRI’ya, bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunlarına indirilenlere, Musa'ya, İsa'ya verilene ve tüm peygamberlere Efendi’leri tarafından verilenlere inandık. Onların hiçbiri arasında ayrım yapmayız. Biz sadece O'na teslim olanlarız" deyiniz.

 
2:137 Sizin inandığınız gibi inansalar doğru yolu bulmuş olurlar. Yüz çevirirlerse, karşıt olmuş olurlar. Onlara karşı TANRI sana yeter. O İşitendir, Bilendir.

 
2:138 Budur TANRI’nın sistemi! Kimin sistemi TANRI’nınkinden daha iyidir?"Biz yalnız O'na hizmet ederiz."

 
2:139 "Bizimle TANRI hakkında mı tartışıyorsunuz? Oysa O, bizim de Efendimiz, sizin de Efendinizdir. Biz işlediğimizden, siz de işlediğinizden sorumlusunuz. Biz kendimizi sadece O'na adadık" de.

 
2:140 İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunlarının Yahudi veya Hıristiyan olduğunu mu ileri sürüyorsunuz? De ki: "Siz mi daha iyi biliyorsunuz yoksa TANRI mı? TANRI’nın bildirdiğini gizleyenden daha zalim kim olabilir? TANRI yaptıklarınızdan gafil değil."

 
2:141 İşte onlar bir toplumdu; gelip geçtiler. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorulmazsınız.

 
2:142 İnsanlardan bazı beyinsizler: "Yöneldikleri kıbleden onları çeviren nedir?" diyecekler. De ki: "Doğu da batı da TANRI’nındır. O dilediğini doğru yola iletir."

 
2:143 Böylece sizi açık fikirli bir toplum kıldık ki insanların arasında tanıklar olabilesiniz ve elçi de aranızda tanık olabilsin. Elçiye uyanlarla topukları üzerinde geriye dönenleri birbirinden ayırmak için eskiden yöneldiğin kıbleyi değiştirdik. TANRI’nın yol gösterdiği kimseden başkasına elbette bu ağır gelir. TANRI inancınızı boşa çıkarmaz. TANRI insanlara Merhametlidir, Şefkatlidir.

 
2:144 Yüzünü göğe çevirip durduğunu görüyoruz. Seni, hoşlanacağın bir kıbleye çevireceğiz. Artık yüzünü Sınırlanmış Mescid'e çevir. Nerede olursanız olun yüzlerinizi o yöne çevirin. Kuşkusuz, kendilerine kitap verilenler, bunun Efendi’lerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler. TANRI onların yaptığından gafil değildir.

 
2:145 Kitap verilenlere her türlü işareti getirsen de onlar yine senin kıblene yönelmez. Sen de onların kıblesine uyacak değilsin. Onlar birbirlerinin kıblesine de uymaz. Sana gelen bu bilgiden sonra, onların keyfine uyarsan zalimlerden olursun.

 
2:146 Kendilerine kitap verdiklerimiz, bu gerçekleri çocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar; ama yine de onlardan bir grup bile bile gerçeği gizler.

 
2:147 Bu, Efendinden gelen gerçektir; artık kuşkulanma.

 
2:148 Her birinizin seçtiği bir yön ve yöntem var; siz iyilikte yarışın. Nerede olursanız olun TANRI sizi bir araya getirir. TANRI elbette her şeye gücü yetendir.

 
2:149 Her nereden yola çıkarsan çık, yüzünü Sınırlanmış Mescide doğru çevirmelisin. Bu, elbette Efendinden gelen bir gerçektir. TANRI yaptığınız hiçbir şeyden habersiz değildir.

 
2:150 Her nereden yola çıkarsan çık, yüzünü Sınırlanmış Mescide doğru çevir. Nerede olursanız olun, yüzünüzü onun tarafına çevirin ki insanların size karşı bir eleştiri malzemesi olmasın. Zalimlere gelince, onlardan çekinmeyin, benden çekinin ki size olan nimetimi tamamlayayım ve siz de doğruya ulaşabilesiniz.

 
2:151 Nitekim, bir elçiyi aranızdan seçip size gönderdik; size işaretlerimi okuyorlar. Böylece sizleri temizler, size kitap ve bilgeliği öğretir, bilmediklerinizi öğretir.

 
2:152 Beni hatırlayın ki ben de sizi hatırlayayım. Bana teşekkür edin; nankörlük etmeyin.

 
2:153 İnananlar! Güçlüklere karşı sabır ve namaz ile yardım dileyin. TANRI sabredenlerle beraberdir.

 
2:154 TANRI yolunda öldürülenlere, "Onlar ölülerdir" demeyin. Aksine onlar diridir fakat siz farkında değilsiniz.

 
2:155 Sizi korkuyla, açlıkla, para, can ve ürün kaybıyla sınayacağız. Müjde ver sabredenlere…

 
2:156 Ki onlara bir musibet geldiğinde, "Biz TANRI’ya aidiz ve O'na dönücüyüz" derler.

 
2:157 İşte onlara, Efendi’lerinden destek ve rahmet vardır. Onlar doğruya ulaşanlardır.

 
2:158 Sükunet ve mertlik TANRI’nın işaretlerindendir. Konferans veya ziyaret (umre) için Ev'e varan birisi o ikisi arasında gidip gelebilir. Kim gönülden bir iyilik yaparsa, TANRI teşekküre karşılık verendir, Bilendir…

 
2:159 İndirdiğimiz açık delilleri ve doğru yolu, –biz kitapta insanlara açıkladıktan sonra– gizleyenleri hem TANRI ve hem de tüm lanetleyenler lanetler.

 
2:160 Ancak, yönelip kendilerini düzeltenler ve açıklayanlar hariç; onların tövbesini kabul ederim. Ben pişman olup yönelinleri kabul edenim, Şefkatli’yim.

 
2:161 İnkar edip inkârcı olarak ölenler ise hem TANRI’nın, hem meleklerin ve hem insanların lanetini kazanır.

 
2:162 O durumda sürekli kalırlar. Azapları hafifletilmez ve ertelenmez.

 
2:163 Tanrınız bir tek tanrı; O'ndan başka tanrı yoktur. Zarif’tir, Şefkatli’dir.

 
2:164 Göklerin ve yerin yaratılışında, gecenin ve gündüzün birbiriyle yer değiştirmesinde, insanların yararı için okyanusta akıp giden gemilerde, TANRI’nın gökten su indirip ölümünden sonra yeryüzünü diriltmesinde ve orada yaydığı her çeşit canlıda, rüzgarları ve gök ile yer arasında hazır bekleyen bulutları evirip çevirmesinde aklını kullanan bir toplum için elbette dersler/kanıtlar (ayaat) vardır.

 
2:165 TANRI’dan başkasını tanrı edinen ve TANRI’yı sever gibi onları seven kimseler var. İnananlar ise en çok TANRI’yı sever. O zulmedenler, azabı gördükleri zaman tüm gücün TANRI’ya ait ve TANRI’nın azabının çetin olduğunu anlayacaklarını bir bilselerdi!

 
2:166 O zaman, uyulanlar kendilerine uyanlardan uzak duracaktır. Artık azabı görmüşlerdir ve aralarındaki tüm bağlar kesilmiştir.

 
2:167 Uyanlar şöyle diyecek: "Keşke bir şansımız daha olsaydı da onların şimdi bizden uzak durdukları gibi biz de onlardan uzak dursaydık." Böylece TANRI yaptıklarını pişmanlığa dönüştürür; ateşten çıkamazlar.

 
2:168 İnsanlar! Yerin helal ve temiz ürünlerinden yiyin, sapkının adımlarını izlemeyin; o size açık düşmandır.

 
2:169 O size kötülüğü, hayasızlığı ve TANRI’ya bilmediğiniz şeyleri yakıştırmanızı emreder.

 
2:170 Onlara, "TANRI’nın indirdiğine uyun" dense, "Hayır, biz atalarımızın izlediği yolu izleriz" derler. Peki, ataları bir şey düşünemeyen ve doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı?!

 
2:171 İnkarcıların durumu, sözleri ancak bağırma ve çağırma biçiminde algılayarak anlamadan tekrarlayan kişi gibidir. Sağır, dilsiz ve kördürler; düşünmezler.

 
2:172 İnananlar, size verdiğimiz rızıkların iyilerinden yiyin. TANRI’ya şükredin, sadece O'na hizmet ediyorsunuz.

 
2:173 O, size sadece leş, kan, domuz eti ve TANRI’dan başkası adına kesileni haram kılmıştır. Her kim mecbur kalırsa, suistimal yolunu aramamak ve sınırı aşmamak koşuluyla günah işlemiş olmaz. TANRI Bağışlayandır, Şefkatli’dir.

 
2:174 TANRI’nın indirdiği kitaptan bir şey gizleyip onu az bir değere değişenler, karınlarına ateş tıkınıyorlar. Diriliş gününde TANRI onlarla konuşmaz ve onları arındırmaz. Onlara acı verici bir azap var.

 
2:175 Onlar, doğru yol karşılığında sapıklığı ve affedilme karşılığında azabı satın almışlardır. Ateşe ne kadar da dayanıklıdırlar!

 
2:176 Böyledir; çünkü TANRI gerçeği içeren kitabı indirmiştir ve kitap hakkında tartışanlar ise doğrusu derin bir anlaşmazlık içindedir.

 
2:177 Yüzlerinizi doğu veya batı yönüne çevirmeniz iyilik değil. İyiler o kimseler ki TANRI’ya, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve peygamberlere inanırlar; akrabalara, yetimlere, muhtaçlara, evsizlere, dilencilere ve köleleri özgürlüğe kavuşturmaya seve seve para yardımında bulunurlar; namazı gözetir, zekatı verir, sözleştikleri vakit sözlerinde dururlar; zorluğa, sıkıntıya ve zulme karşı direnirler. İşte doğru olanlar onlardır, doğru olanlar da onlardır.

 
2:178 İnananlar! Öldürmede size eşitlik farz kılındı. Hürre karşı hür, köleye köle, kadına kadın… Ama kim maktulun hısımları tarafından bağışlanırsa, o zaman uygun olanı yapması ve diyeti güzelce ödemesi gerekir. Bu, Efendinizden bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra kim sınırı aşarsa onun için acı bir azap var.

 
2:179 Sizin için bu eşitlikte hayat kurtarma vardır, ey akıl sahipleri, böylece korunursunuz.

 
2:180 Sizden birine ölüm yaklaştığında, bir mal bırakacaksa anaya babaya, yakınlara, uygun bir biçimde vasiyet etmesi farz kılındı. Bu, doğrular için bir görevdir.

 
2:181 Kim işittikten sonra onu değiştirirse, günahı onu değiştirenleredir. TANRI İşitendir, Bilendir.

 
2:182 Vasiyet edenin yanlışlık veya haksız bir paylaşım yapacağını sezen birisi olaya karışıp durumu düzeltirse günah işlemiş olmaz. TANRI Bağışlayandır, Şefkatli’dir.

 
2:183 İnananlar, sizden öncekilere oruç farz kılındığı gibi, sakınmanız için size de farz kılındı.

 
2:184 Sayılı günlerde… Hasta olanlarınız veya yolculukta bulunanlarınız tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde tutar. Güç yetirenler bir yoksulu doyurarak adakta bulunsunlar. Kim gönül isteğiyle iyilik yaparsa kendisi için daha iyidir; ancak oruç tutmanız sizin için en iyisidir, bir bilseniz!

 
2:185 Ramazan, insanlara yol gösterici, apaçık bir öğreti ve yasa kitabı olan Kuran'ın indirildiği aydır. Kim o aya ulaşırsa oruç tutsun. Hasta veya yolcu olanlarınız, tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde oruç tutar. TANRI sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Böylece sayıyı tamamlar, sizi doğruya ulaştıran TANRI’yı yüceltip şükredersiniz.

 
2:186 Kullarım beni sana soracak olurlarsa bilsinler ki ben yakınım. Beni çağırdığı vakit çağıranın çağrısına karşılık veririm. Doğru yolu bulmaları için onlar da bana karşılık vermeli ve bana inanmalı.

 
2:187 Oruç gecelerinde kadınlarınızla cinsel ilişkide bulunmanız size helal kılındı. Onlar sizin örtüleriniz, siz de onların örtülerisiniz. TANRI, kendinizi kandırıp durduğunuzu bildi de tövbenizi kabul etti ve sizi bağışladı. Artık TANRI’nın sizin için belirlediğini dileyerek onlarla cinsel ilişkide bulunabilirsiniz. Şafağın beyaz ve siyah ipliğini birbirinden ayırt edinceye kadar yiyin, için. Sonra geceye kadar orucu tamamlayın. Mescitlere kapanmış durumdayken onlarla cinsel ilişkide bulunmayın. Bunlar TANRI’nın koyduğu sınırlardır; onları çiğnemeyin. TANRI korunmaları için işaretlerini insanlara böyle açıklar.

 
2:188 Paralarınızı aranızda haksız yollarla yemeyin. İnsanların parasını haksız yere yemek amacıyla bile bile memurlara/yöneticilere rüşvet vermeyin.

 
2:189 Sana ayın evrelerini soruyorlar. De ki o, insanlar ve konferans ibadeti için bir zaman ölçüsüdür. İyilik, lafı dolandırmak değildir, iyilik sakınmaktır. Dürüst olun. Kurtuluşunuz için TANRI’yı dinleyin.

 
2:190 Sizinle savaşanlarla TANRI yolunda savaşın. Saldırgan olmayın. TANRI saldırganları sevmez.

 
2:191 Onlarla karşılaştığınız yerde onlarla savaşın ve sizi çıkardıkları yerden onları çıkarın; zulüm ve işkence öldürmekten beterdir. Sınırlanmış Mescid'in yanında sizinle savaşmadıkça onlarla savaşmayın. Size saldırırlarsa siz de onlara saldırın. İnkarcıların cezası böyledir.

 
2:192 Son verirlerse, TANRI Bağışlayandır, Şefkatli’dir.

 
2:193 Zulüm ve işkence ortadan kalkıncaya ve din TANRI için oluncaya kadar onlarla savaşın. Son verirlerse, artık zalimlerden başkasına düşmanlık yoktur.

 
2:194 Sınırlanmış ay ancak iki taraflı gözetilebilir. Ateşkese uymak karşılıklıdır. Size saldırırlarsa onlara aynen saldırın. TANRI’yı dinleyin ve bilin ki TANRI doğruların yanındadır.

 
2:195 TANRI yolunda harcayın, kendi kendinizi zarara sokmayın. İyilik edin. TANRI iyilik edenleri sever.

 
2:196 Yıllık Tartışma Konferansı ve umreyi TANRI için tamamlayın. Engellenirseniz kolayınıza gelen bir kurban gönderin. Kurban, yerine ulaşıncaya kadar başınızı traş etmeyin; ancak hasta olan veya başından bir rahatsızlığı bulunanlar, oruç, sadaka veya herhangi bir ibadetle fidye vermeli. Güven ortamında, her kim Konferans zamanına kadar ziyaretten yararlanırsa, kolayına gelen bir kurban göndermeli. Bunu yerine getiremeyenler, konferans anında üç gün ve döndükten sonra da yedi gün olmak üzere toplam on gün oruç tutmalı. Bu, ailesi Sınırlanmış Mescid civarında oturmayanlar içindir. TANRI’yı dinleyin ve bilin ki TANRI’nın azabı çetindir.

 
2:197 Bilimsel tartışma konferansı, bilinen aylarda uygulanmalı. Kim o aylarda konferansa karar vermişse bilsin ki, konferansta cinsel ilişki, kötülük yapmak, çekişmek yoktur. Yaptığınız her iyiliği TANRI bilir. Yol için azığınızı hazırlarken en hayırlı azığın doğruluk olduğunu unutmayın. Anlayış sahipleri! Beni dinleyin.

 
2:198 Efendinizin iyiliğini aramanızda sakınca yok. Tanışma/kimlik istasyonundan ayrıldığınızda Sınırlanmış Bölgede TANRI’yı anın. Sizi doğru yola ilettiği için O'nu anın; bundan önce siz sapıtmıştınız.

 
2:199 Sonra, insanların topluca yayıldığı yerden siz de yayılın, TANRI’dan bağışlanma dileyin. TANRI Bağışlayandır, Şefkatli’dir.

 
2:200 Töreninizi bitirdiğiniz zaman, atalarınızı andığınız gibi, hatta daha güçlü olarak TANRI’yı anmayı sürdürün. İnsanlardan kimi "Efendimiz, bize bu dünyada ver" der; onun ahiretten bir payı olmaz.

 
2:201 Kimi de, "Efendimiz, bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver. Bizi ateşin azabından koru" der.

 
2:202 Hepsinin kazandıklarından bir payı vardır. TANRI hesabı çabuk görendir.

 
2:203 Sayılı günlerde TANRI’yı anın. Doğru davrandıkları sürece, bunu iki günde bitirmek için acele edene bir günah yoktur, geri kalana da bir günah yoktur. TANRI’yı dinleyin ve O'nun huzurunda toplanacağınızı unutmayın.

 
2:204 Dünya hayatı hakkında, sözleri senin hoşuna giden bazı kişiler var. Azılı bir düşman olduğu halde kalbinde olana TANRI’yı tanık tutar.

 
2:205 Dönüp gidince, yeryüzünde bozgunculuk yapmak, malı ve nesli yok etmek için çabalar. TANRI bozgunculuğu sevmez.

 
2:206 Kendisine "TANRI’yı dinle" dendiğinde kibir ve gurur içinde hiddetlenir. Onun hakkından cehennem gelir; ne kötü bir meskendir!

 
2:207 İnsanlardan öylesi de var ki kendini TANRI’nın rızasını kazanmaya adar. TANRI kullarına çok şefkatlidir.

 
2:208 İnananlar, tümüyle teslim olun. Sapkının adımlarını izlemeyin; çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır.

 
2:209 Size apaçık deliller gelmesine rağmen doğru yoldan kayarsanız, bilesiniz ki TANRI Üstündür, Bilgedir.

 
2:210 TANRI’nın ve meleklerin yoğun bulutlar arasından kendilerine gelmesini mi bekliyorlar? O zaman her şey biterdi ve her şey TANRI’ya döndürülürdü.

 
2:211 İsrailoğullarına sor, onlara nice apaçık işaretler verdik! Kendisine TANRI’nın nimeti geldikten sonra onu değiştirenler için TANRI ağır bir ceza verir.

 
2:212 İnkar edenler için dünya hayatı çekicidir. Bu yüzden inananları aşağılarlar. Oysa doğrular diriliş günü onların üstündedir. TANRI dilediğine hesapsız şekilde nimetler bahşeder.

 
2:213 İnsanlar bir tek topluluktu. TANRI peygamberleri müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdi ve anlaşmazlığa düştükleri konularda insanların arasında hükmetmeleri için onlarla birlikte gerçeği içeren kitabı indirdi. Oysa kitap verilenler kendilerine açık kanıtlar geldikten sonra aralarındaki kıskançlıktan ötürü onun hakkında anlaşmazlığa düştüler. Fakat TANRI, izniyle inananları onların anlaşmazlığa düştüğü gerçeğe ulaştırdı. TANRI dilediğini doğru yola iletir.

 
2:214 Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler gibisi sizin de başınıza gelmeden bahçeye gireceğinizi mi sanıyorsunuz? Onlar zorluk ve sıkıntıya uğradılar ve öylesine sarsıldılar ki elçi ve beraberindeki inananlar, "TANRI’nın yardımı ne zaman" dediler. İyi bilin ki TANRI’nın yardımı yakındır.

 
2:215 Nasıl yardım edeceklerini soruyorlar sana. De ki: "Para ve mal yardımlarınızı ana-babaya, yakınlara, öksüzlere, yoksullara ve yolda kalmışlara yapmalısınız." İşlediğiniz her iyiliği TANRI bilir.

 
2:216 Sevmediğiniz halde savaş size zorunlu kılındı. Sevmediğiniz bir şey sizin için iyi ve sevdiğiniz bir şey de sizin için kötü olabilir. Siz bilmeseniz de TANRI bilir.

 
2:217 Sana, sınırlanmış ayda savaşmak konusunu da soruyorlar. De ki: "Onda savaş büyük bir günahtır. Fakat TANRI’nın yolundan çevirmek, O'na ve Sınırlanmış Mescid'e nankörlük etmek ve halkını oradan çıkarmak TANRI yanında daha büyük bir günahtır. Çünkü kargaşa ve zulüm, öldürmekten daha büyük bir suçtur." Güçleri yetse sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşırlar. Sizden kim dininden döner ve inkârcı olarak ölürse, tüm yaptıkları dünyada ve ahirette boşa çıkar. Onlar ateş halkıdır ve orada sürekli kalıcıdırlar.

 
2:218 İnananlar, TANRI yolunda göç edenler ve çaba harcayanlar TANRI’nın rahmetini umar. TANRI Bağışlayandır, Şefkatli’dir.

 
2:219 Sana sarhoş edicilerden ve kumardan sorarlar: "O ikisinde büyük bir günah ve insanlar için yararlar var; ancak günahları yararlarından daha büyüktür" de. Ayrıca, sana ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: "Uygun gördüklerinizi". TANRI işaretlerini işte böyle açıklıyor ki düşünesiniz…

 
2:220 Bu dünya ve ahiret hakkında… Sana bir de öksüzler hakkında sorarlar: De ki: "Onları doğru kişiler olarak yetiştirmeniz en büyük iyiliktir. Mallarını mallarınıza katarsanız aile bireyiniz olurlar." TANRI bozanı düzeltenden ayırt etmesini bilir. TANRI dileseydi sizi zora sokardı. TANRI Güçlüdür, Bilgedir.

 
2:221 İnanmadıkça, ortak koşan kadınlarla evlenmeyin. İnanan bir hizmetçi kadın ortak koşan bir kadından daha hayırlıdır; ondan hoşlansanız bile. Ortak koşan erkeklerle de inanıncaya kadar evlenmeyin. İnanan bir hizmetçi erkek ortak koşandan daha hayırlıdır, hoşlansanız bile… Onlar, ateşe çağırıyor. TANRI ise bahçeye ve bağışlanmaya çağırır ve öğüt almaları için işaretlerini insanlara açıklar.

 
2:222 Sana aybaşı halini sorarlar: De ki: "O bir rahatsızlıktır. Aybaşı halinde olan kadınlarla cinsel ilişkiye girmeyin ve ondan kurtuluncaya kadar onlara yaklaşmayın. Kurtuldukları zaman TANRI’nın size uygun gördüğü yerden onlarla cinsel ilişkide bulunun. TANRI yönelenleri sever, arınanları sever."

 
2:223 Kadınlarınız, tohum ektiğiniz tarlalarınızdır. Tarlanıza dilediğiniz gibi varın. Kendiniz için geleceğe hazırlanın. TANRI’yı dinleyin ve onunla mutlaka karşılaşacağınızı bilin. İnananlara müjde ver.

 
2:224 İnsanlar arasında iyi, doğru ve dürüst görünmek için TANRI’yı yeminlerinize alet etmeyin. TANRI İşitir, Bilir.

 
2:225 TANRI yaptığınız kasıtsız yeminlerinizden sizi sorumlu tutmaz; ancak kalbinizdeki gerçek niyetinizden sorumlu tutar. TANRI Bağışlayandır, Merhametlidir.

 
2:226 Kadınlarını boşamayı tasarlayanlar dört ay beklemeli. Vazgeçip uzlaşırlarsa TANRI Bağışlayandır, Şefkatli’dir.

 
2:227 Boşamaya kararlıysalar, TANRI İşiten ve Bilendir.

 
2:228 Boşanan kadınlar kendi kendilerine üç aybaşı beklemeli. TANRI’ya ve ahiret gününe inanıyorlarsa TANRI’nın rahimlerinde yarattığını gizlemeleri uygun olmaz. Bu durumda kocaları barışmak isterlerse onları geri almaya daha fazla hak sahibidirler. Erkeklerin kadınlar üzerindeki hakları gibi, kadınların da erkekler üzerinde eşit hakları vardır. (Gebelik durumunda) Erkeklerin onların üzerinde bir derecesi vardır. TANRI Güçlüdür, Bilgedir.

 
2:229 Boşama iki defadır. Boşanmış kadınları ya iyilikle barındırmak ya da iyilikle bırakmak gerekir. Onlara vermiş bulunduğunuz şeyleri geri almanız size helal olmaz; eşler TANRI’nın sınırını gözetememekten korkarlarsa başka. TANRI’nın sınırlarını gözetememekten korkarsanız, o zaman kadının isteyerek geri verdiği şeylerden dolayı günaha girmezler. Bunlar TANRI’nın sınırlarıdır; onları çiğnemeyin. TANRI’nın sınırlarını kimler çiğnerse işte zalimler onlardır.

 
2:230 Kadını yine (üçüncü kez) boşarsa, kadın başka birisiyle evlenmedikçe ona bundan sonra helal olmaz. Öteki adam da kadını boşarsa, TANRI’nın yasasını gözeteceklerine inanırlarsa tekrar birbirlerine dönmelerinde bir sakınca yoktur. Bu TANRI’nın yasasıdır; onu bilen bir toplum için açıkladık.

 
2:231 Kadınları boşadığınız zaman, bekleme sürelerini (üç aybaşını) bitirdiler mi onları ya iyilikle yanınızda tutun veya iyilikle bırakın. İntikam almak için onlara zarar verecek şekilde tutmayın. Bunu yapan kendisine zulmetmiş olur. TANRI’nın işaretlerini hafife almayın. TANRI’nın size verdiği nimetlerini ve size öğüt vermek için size indirdiği kitabı ve hikmeti düşünün. TANRI’yı dinleyin ve bilin ki TANRI her şeyi Bilir.

 
2:232 Boşanan kadınlar bekleme sürelerini bitirdikten sonra, kocalarıyla güzellikle anlaştıkları taktirde o kadınların tekrar evlenmelerine engel olmayın. İçinizden TANRI’ya ve ahiret gününe inanan kimseler bundan öğüt alır. Bu, sizin için daha arı ve daha sağlıklıdır. Siz bilmeseniz de TANRI bilir.

 
2:233 Emzirme süresini tamamlamak isteyenler için analar bebeklerini tam iki yıl emzirmeli. Ananın yiyecek ve giyecek ihtiyacını ise çocuğun babası güzel ve uygun bir şekilde karşılamalı. Kimse kapasitesinin üzerinde sorumlu tutulamaz. Ne anne çocuğu yüzünden, ne de babası çocuğu yüzünden zarara sokulmasın. Bunu gerçekleştirmek mirasçısının da görevidir. Ana ve baba danışıp anlaştıktan sonra sütten kesmek isterse, ikisine de bir günah yoktur. Çocuklarınızı sütanneye emzirtmek isterseniz ücretini uygun bir biçimde ödediğiniz sürece size bir sorumluluk yoktur. TANRI’yı dinleyin, TANRI yaptıklarınızı Görür.

 
2:234 İçinizden ölen erkeklerin geride bıraktığı eşleri, dört ay ve on beklerler. Sürelerini doldurunca artık kendileri için uygun olanı yapmalarında size sorumluluk yoktur. TANRI yaptıklarınızdan Haberlidir.

 
2:235 Evlenme önerilerinizi o kadınlara bildirmenizden, ya da bu niyetinizi içinizde tutmanızdan dolayı size bir günah yoktur. TANRI onlar hakkında düşüneceğinizi bilir. Onlarla uygun ve doğru bir şekilde konuşma amacının dışında gizlice sözleşip buluşmayın. Bekleme süreleri dolmadan onlarla nikah bağını kurmaya kalkışmayın. Bilin ki TANRI içinizde olanı bilir; öyleyse O'ndan çekinin. Yine bilin ki TANRI Bağışlayandır, Merhametlidir.

 
2:236 Henüz dokunmadan, yahut mehirlerini biçmeden önce kadınları boşamanızda bir sakınca yok. Bu durumda ödemede bulunun. Zengin, kendi gücü oranında, yoksul da kendi gücü oranında verdikleri zarara uygun bir tazminat vermeli. Bu, güzel davrananların görevidir.

 
2:237 Mehir biçtikten sonra, ancak onlara dokunmadan önce onları boşamışsanız kendilerine söz verdiğiniz mehrin yarısını vermelisiniz. Ancak, kadın hakkından vazgeçerse veya koca mehrin tümünü vermek isterse başka… Vazgeçmeniz daha doğru bir davranıştır. Aranızdaki dostluğu unutmayın. TANRI yaptıklarınızı Görendir.

 
2:238 Namazlara, özellikle orta namaza dikkat edin. Kendinizi tümüyle TANRI’ya vererek namaza durun.

 
2:239 Bir kaygı ve endişeniz varsa, yaya veya binmiş olarak (namazı kılın.) Güvene kavuştuğunuz zaman, bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği gibi TANRI’yı anın.

 
2:240 Ölüp de geriye eşler bırakan erkekleriniz, eşlerinin evlerinden çıkarılmaksızın bir yıl boyunca geçimlerinin sağlanmasını vasiyet etsinler. Çıkarlarsa, kendileri için uygun olanı yapmalarından siz sorumlu değilsiniz. TANRI Güçlüdür, Bilgedir.

 
2:241 Boşanmış kadınlar için de uygun bir geçim yardımı yapılmalı. Bu, doğru kişilerin görevidir.

 
2:242 Düşünesiniz diye TANRI işaretlerini böyle açıklar.

 
2:243 Sayıları binlerce olduğu halde ölüm korkusuyla yurtlarını terk edenler dikkatini çekti mi? TANRI onlara "Ölün" dedi de sonra onları diriltti. TANRI insanlara bağış sahibidir; ancak insanların çoğu şükretmez.

 
2:244 TANRI yolunda savaşın. Bilesiniz ki TANRI İşitir, Bilir.

 
2:245 Kat kat ödenecek güzel bir ödüncü kim TANRI’ya sunar? Kısan da açan da TANRI’dır. O'na döndürüleceksiniz.

 
2:246 Şu olay dikkatini çekmedi mi? İsrailoğullarının ileri gelenleri, Musa'dan sonra peygamberlerinden birine, "Bize bir lider atasan da TANRI uğrunda savaşsak" demişlerdi. "Ya savaş gerekir de savaşmazsanız?!" demişti. Onlar, "Yurdumuzdan ve çocuklarımızdan uzaklaştırılmış durumda iken neden TANRI yolunda savaşmayalım" diye karşılık vermişlerdi. Fakat kendilerine savaş farzedilince pek azı hariç yüz çevirdiler. TANRI zalimleri Bilir.

 
2:247 Peygamberleri onlara, "TANRI size lider olarak Talut'u atadı" dedi. Onlar, "Biz yönetime ondan daha layık olduğumuz halde nasıl olur da üzerimize buyruk sahibi olabilir? Üstelik zengin biri de değil" dediler. O da, "TANRI onu üzerinize seçti. Onun bilgi ve beden gücünü arttırdı" dedi. TANRI mülkünü dilediğine verir. TANRI Cömerttir, Bilendir.

 
2:248 Peygamberleri onlara: "Onun hükümdarlığının kanıtı, sandığın size gelmesidir. Onda Efendinizden bir huzur ve Musa ile Harun'un halkının geriye bıraktığı bir kalıntı bulacaksınız. Onu melekler taşımaktadır. İnanıyorsanız bunda sizi ikna edecek bir delil var."

 
2:249 Talut ordunun kumandasını alınca şunları bildirdi: "TANRI sizi bir ırmakla sınayacak. Kim ondan içerse benden değildir. Kim onu tatmayıp sadece eliyle bir yudum alırsa bendendir." Pek azı dışında hepsi ondan içti. O, beraberindeki inananlarla ırmağı geçince, "Bugün Calut ve ordusuna karşı koyacak gücümüz yok" dediler. TANRI ile karşılaşacaklarını sananlar ise şöyle dediler: "Sayıca az nice bölük, TANRI’nın izniyle kalabalık bölükleri yenmiştir. TANRI sabredenlerle beraberdir."

 
2:250 Calut ve ordusuyla karşılaştıklarında şöyle dediler: "Efendimiz, bize direnme gücü ver, ayaklarımızı sağlam tut, inkârcılara karşı bize yardım et."

 
2:251 Nihayet TANRI’nın izniyle onları bozguna uğrattılar. Talut, Calut'u öldürdü. TANRI ona hükümdarlık ve anlayış verdi, ona dilediğini öğretti. TANRI insanların bir kısmıyla bir kısmını savmasaydı yeryüzü bozulurdu. Fakat TANRI, evrenlere bağış sahibidir.

 
2:252 Bunlar, sana gerçek olarak okuduğumuz TANRI’nın işaretleridir ve elbette sen elçilerden birisin.

 
2:253 O elçilerin bazısına diğerlerinden daha fazla bağışta bulunduk.Örneğin, kimileriyle TANRI konuştu, kimilerini de derecelerle yükseltti. Meryemoğlu İsa'ya apaçık deliller verdik ve onu Kutsal Ruh ile destekledik. TANRI dileseydi, onların ardından gelenler kendilerine apaçık deliller geldikten sonra birbirleriyle kavga etmezlerdi. Fakat anlaşmazlığa düştüler. Kimisi inandı, kimisi inkâr etti. TANRI dileseydi birbirleriyle savaşmazlardı. Fakat, TANRI dilediğini yapar.

 
2:254 İnananlar, ne alışverişin ne dostluğun ve ne de aracılığın (şefaat) olmadığı gün gelmeden önce size verdiklerimizden dağıtın. İnkar edenler zalimlerdir.

 
2:255 TANRI: O'ndan başka tanrı yoktur, Yaşayandır, Sürekli Gözetendir. Kendisini ne dalgınlık ne de uyuklama tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. İzni olmadan kim O'nun katında aracılık edebilir? Onların geçmişini ve geleceğini bilir. Dilediği miktar dışında O'nun bilgisinden hiçbir şeyi kavrayamazlar. Egemenliği gökleri ve yeri kapsamıştır. Onları düzen içinde korumak onu yormaz. O Yücedir, Büyüktür.

 
2:256 Dinde zorlama yoktur. Artık doğruluk, sapıklıktan ayrılmıştır. Kim ki tağutu (zorbaları ve sapkın doktrinleri) inkâr edip TANRI’ya inanırsa, kopmaz ve sağlam bir bağa yapışmıştır. TANRI İşitir, Bilir.

 
2:257 TANRI inananların egemeni ve dostudur; onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkar edenlerin dostları ise azgın ve küstahlardır; onları aydınlıktan karanlığa çıkarırlar. Onlar ateş halkıdır, onlar orada sürekli kalıcıdır.

 
2:258 TANRI kendisine hükümdarlık verdiği halde, İbrahim ile Efendisi hakkında tartışan dikkatini çekmedi mi? İbrahim, "Benim Efendim O'dur ki yaşatır ve öldürür" deyince, "Ben de yaşatır ve öldürürüm" demişti. İbrahim, "TANRI güneşi doğudan getiriyor. Sen de batıdan getirsene" deyince inkârcı adam şaşırıp kalmıştı. TANRI zalim toplumu doğruya iletmez.

 
2:259 Yahut şu kimse gibisi de… Altı üstüne gelmiş yıkıntı bir kasabaya uğrar ve "TANRI bunu ölümünden sonra nasıl diriltebilir" der. Bunun üzerine TANRI onu yüz sene ölü bıraktıktan sonra diriltti. "Burada ne kadar kaldın" dedi. "Birgün yahut günün bir parçası kadar kaldım" dedi. "Hayır, sen yüz yıl kaldın. Yiyeceğine ve içeceğine bak hâlâ bozulmamış. Eşeğine de bak. Seni insanlar için bir delil yaptık. Kemiklere dikkat et, onları nasıl üstüste koyuyor, sonra onlara nasıl da et giydiriyoruz." Durum kendisine aydınlanınca, "Artık TANRI’nın her şeye gücü yettiğini biliyorum" dedi.

 
2:260 İbrahim, "Efendim, ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster" demişti. "Yoksa inanmıyor musun" dedi. "Elbette; ancak kalbimi güçlendirmesi için" dedi. "Dört kuş al ve onları iyice incele. Sonra her bir dağın üzerine onlardan bir parça yerleştir. Daha sonra onları çağır. Sana hemen gelecekler. Bilesin ki TANRI Güçlüdür, Bilgedir" dedi.

 
2:261 Paralarını TANRI yolunda harcayanların örneği, her birinde yüz tane olmak üzere yedi başak veren tanenin durumuna benzer. TANRI dileyene katlayarak verir. TANRI Cömerttir, Bilendir.

 
2:262 Paralarını TANRI yolunda harcadıktan sonra iyiliklerini başa kakıp eziyet etmeyenler için Efendi’leri katında ödülleri vardır. Onlara korku ve üzüntü yok.

 
2:263 Güzel bir söz ve hoşgörü, peşinden onur kırıcı davranışlar getiren bir yardımdan daha hayırlıdır. TANRI Zengindir, Merhametlidir.

 
2:264 İnananlar! TANRI’ya ve ahiret gününe inanmadığı halde insanlara gösteriş için yardımda bulunan kişi gibi yardımlarınızı başa kakmakla ve eziyet etmekle boşa çıkarmayın. Bu tip davranışın örneği, üzerinde toz toprak biriken bir kayaya benzer ki şiddetli bir sağanak onu çıplak bırakır. Yaptıklarından hiçbir şey kazanamazlar. TANRI inkârcı toplumu doğruya iletmez.

 
2:265 TANRI’nın rızasını kazanmak istedikleri ve buna ikna oldukları için paralarını harcayanların örneği, bol yağmur aldığında iki kat ürün veren, bol yağmur almasa bile çisentiyle yetinen yüksek verimli bir bahçe örneği gibidir. TANRI yaptıklarınızı görmektedir.

 
2:266 Biriniz ister mi ki, altından ırmaklar akan, her çeşit meyveyi içeren hurma ve üzüm bahçelerine ve küçük çocuklara sahip olsun da, kendisine yaşlılık, bahçesine de ateşli bir kasırga vursun yakıp kül etsin. Düşünmeniz için TANRI size işaretlerini böyle açıklar.

 
2:267 İnananlar, kazandıklarınızdan ve sizin için yerden çıkardığımız nimetlerden yardım olarak verin. Size verilse, ancak gözünüz kapalı olarak kabul edebileceğiniz kötü mallarınızı yardım olarak vermeye kalkmayın. Bilin ki TANRI Zengindir, Övgüye layıktır.

 
2:268 Sapkın size fakirliği söz verir ve kötülüğü emreder. TANRI ise kendi tarafından sizin için bağışlama ve lütuf söz verir. TANRI Cömerttir, Bilendir.

 
2:269 Bilgeliği dilediğine verir. Kime bilgelik verilmişse ona çok büyük iyilik yapılmıştır. Düşünce sahiplerinden başkası öğüt almaz.

 
2:270 TANRI ettiğiniz her ekonomik yardımı, adadığınız her adağı bilir. Zalimlerin yardımcısı yoktur.

 
2:271 Yardımlarınızı açıklasanız, ne güzel. Ancak onları gizleyerek muhtaçlara verseniz daha iyidir ve bu bazı günahlarınızı örter. TANRI yaptığınızı haber alır.

 
2:272 Onları doğruya iletmek sana düşmez. Ancak TANRI dilediğini doğruya iletir. Muhtaçlara ettiğiniz her iyilik kendi yararınızadır. Yardımlarınız yalnız TANRI için olmalı. Yaptığınız her iyiliğin karşılığı size eksiksiz ödenecektir. Haksızlığa uğratılmayacaksınız.

 
2:273 TANRI yolundaki çalışmasından ötürü özgürlükleri kısıtlanarak göç etme imkanından yoksun bırakılmış ihtiyaç sahiplerine verin. Onları tanımayanlar, onurlu tavırlarından ötürü onları zengin sanır. Onları yüzlerinden tanırsın. İnsanlardan yardım dilenmezler. Ettiğiniz her iyiliği TANRI bilir.

 
2:274 Paralarını gece ve gündüz gizli ve açık yardım için verenlerin ödülü Efendi’lerinin yanındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmezler.

 
2:275 Faizcilikle para yiyenler, sapkının çarptığı kimse gibi ayağa kalkarlar. Bu, onların, "Faizcilik alışveriş gibidir" demelerinden ötürüdür. Halbuki TANRI alışverişi helal, faizciliği ise haram kıldı. Kime Efendisi’nden bir öğüt gelir de vazgeçerse, geçmişte kazandıklarını tutabilir; işi de TANRI’ya kalmıştır. Devam edenler ise cehennem halkıdır ve orada sürekli kalırlar.

 
2:276 TANRI faizi yok eder, sadakaları artırır ve TANRI, hiçbir nankör günahkarı sevmez.

 
2:277 İnanıp doğru bir hayat sürerek namazı gözetenlerin ve zekatı verenlerin ödülleri Efendi’leri katındadır. Onlar için korku yoktur ve onlar üzülmezler.

 
2:278 Ey inananlar, TANRI’dan korkun ve inanıyorsanız faizden kalanı terk edin.

 
2:279 Böyle yapmazsanız TANRI’dan ve elçisinden bir savaş bekleyin. Tövbe ederseniz anaparanız yine sizindir. Ne haksızlık edin ne de haksızlığa uğrayın.

 
2:280 Borçlu darlık içinde ise, bir kolaylığa çıkıncaya kadar beklemek gerekir. Borcu karşılıksız yardım olarak bağışlarsanız sizin için daha iyidir, bir bilseniz.

 
2:281 TANRI’ya döndürüleceğiniz günden sakının. Herkese kazandığının karşılığı haksızlık edilmeden ödenecek.

 
2:282 İnananlar! Belirli bir süre için birbirinize borç verdiğiniz zaman onu yazın. Sizden bir yazıcı onu adaletle yazsın. Yazıcı, TANRI’nın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmasın, yazsın. Borçlanan kişi de dikte ettirsin. Efendisi olan TANRI’dan korksun, onda sahtekârlık yapmasın. Borçlanan kişi aklı ermez veya çaresiz, ya da dikte etmekten aciz ise velisi adaletle yazdırmalı. Erkeklerinizden iki şahit de tanıklık etsin. İki erkek şahit bulamazsanız dilediğiniz şahitlerden bir erkek ve iki kadın seçiniz ki kadınlardan biri yanıldığında diğeri ona hatırlatsın. Şahitler, çağrıldıkları vakit çekinmesin. Az olsun, çok olsun, ödeme tarihi ile birlikte onu yazmaktan üşenmeyin. Bu, TANRI katında daha adaletli, tanıklık açısından daha sağlam ve kuşkulanmamanız için daha uygundur. Yalnız, ticaret peşin olursa onu yazmamanızda bir sakınca yok. Alışveriş yaptığınızda tanıklarınız bulunsun. Yazana da tanığa da zarar verilmesin. Aksi halde kendinize kötülük edersiniz. TANRI’yı dinleyin. TANRI size öğretiyor. TANRI her şeyi bilir.

 
2:283 Yolculukta olup bir yazıcı bulamasanız, ödemeyi garantileyecek bir senet veya makbuz gönderin. Birbirinize bu şekilde güvenirseniz, senedin sahibi ödemeyi zamanında yapsın ve Efendisi olan TANRI’yı saysın. Tanıklığı gizlemeyin. Kim gizlerse kalbi günahkardır. TANRI tüm yaptıklarınızı bilir.

 
2:284 Yerde ve göklerde olanlar TANRI’nındır. İçinizdekini açıklasanız da gizleseniz de TANRI sizi ondan sorumlu tutar. Dilediğini bağışlar, dilediğini cezalandırır. TANRI her şeye gücü yetendir.

 
2:285 Elçi, Efendinden kendisine indirileni inandı, inananlar da… Hepsi, TANRI’ya, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inanırlar: "Elçilerinin hiçbirisi arasında ayrım yapmayız." Derler ki: "İşittik ve uyduk. Efendimiz bizi bağışla; dönüş sanadır."

 
2:286 TANRI kişiye ancak kapasitesi kadar yükler. Herkesin kazandığı iyilik kendi yararına, kazandığı kötülükse kendi zararınadır. "Efendimiz, unutur yahut yanılırsak bizi sorumlu tutma! Efendimiz, bizden öncekilere yüklediğin gibi bize ağır sorumluluk yükleme! Efendimiz, gücümüzün yetmeyeceği şeyleri bize yükleme! Bizi hoşgör, bizi bağışla ve bize acı! Sensin bizim efendimiz/egemenimiz (mevlana). İnkarcılar topluluğuna karşı bize yardım et!"